En baştan söylemeliyim ki Zürih ve İsviçre’ye dair yazabileceğim çok fazla şey olduğundan İsviçre kategorisinde çokça yazı olacak bu yazı sonrasında. Avrupa’da yaşam kalitesinin en yüksek olduğu bir kaç şehirden birisi Zürih. Tabii sanıldığı gibi İsviçre’nin başkenti değil, başkent Bern. Zürih genelde bir çok listenin ilk sıralarında karşımıza çıktığından çoğu kişi için İsviçre’de en bilinen şehir olma yönünde. Refah seviyesi, hayat standardı, şehrin temizliği, ulaşımın ve dahası insanların dakikliği bu şehirle adeta marine olmuş. Çikolata falan daha sonralarda geliyor yani oralara gidip az biraz sokaklarda gezindiğinizde. Tüm Avrupa’da az çok trafik kurallarına uyulduğunu biliyor ya da duymuşsunuzdur. Buradaki kurallar dahası ve uymayan yok. Mesela; bir yayayı uzaktan görüyorsunuz ve onun karşıdan karşıya geçeceğini fark ediyor ya da davranışlarından bir şekilde anlıyorsunuz, o zaman dahi durmanız gerekiyor, bunun bile yazılı bir kuralı var. Ve evet, bu kadar kurala uymanız için sizi bir şekilde sindiriyor ülke.
Airbnb’nin ne olduğunu ve nasıl çalıştığınışuradakiyazımda yazmıştım. Peki benim Airbnb tecrübem nasıl başladı? 1 yıldan fazla süredir üye olduğum bu siteyi artık deneme vakti gelmişti. Gelmişti çünkü Brüksel’de konaklamak için bulduğum otelden hem çok daha merkezi bir konumda ev bulmuştum hem de neredeyse yarı fiyatınaydı! İlk başlarda çekimserdik çünkü denememiştik. Deneyen, tecrübe edenleri okumuş, duymuştum ama iş size gelince demek farklı bir etken gerekiyor. Biz de ekonomik geziler yapmayı sevdiğimizden bulduğumuz evin fiyatı elbette bize çok cazip gelmişti.
Airbnb’nin ortaya çıkışı aslında yaşanması çok normal bir durum sonrasında gerçekleşiyor. San Francisco’da evlerinin kirasını ödeyemeyen Brian Chesky ve Joe Gebbia, evin içinde bir odalarını kiraya vermek zorunda kalıyorlar ve sundukları hizmet ise şişme bir yatak ve kahvaltıdan ibaret oluyor. 2007 yılında Airbedandbreakfast olarak ortaya çıkıyorlar ve sonrasında isimleri Airbnb olarak değişiyor. Tam da “niye daha önce benim aklıma gelmedi ki bu” projesi.
Hadi biraz ekonomi yapalım yazısı aslında bu.
Brüksel’e gelmek için Charleroi Havaalanı’nı tercih ettiyseniz burası Brüksel’de değil başka bir şehir olan Charleroi’de. Uygun bütçeli havayollarının kullandığı bir havaalanı olduğu için de şehrin dışında ama çok da uzak değil. Brüksel’e 60 km uzakta, Brugge’a 155km. Havaalanının hemen çıkışında City Shuttle adı altında otobüslerle, Brüksel şehir merkezine ya da direk Brugge’a kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Otobüs biletlerini internetten almak daha avantajlı olduğu için ayrı bir başlıkta yazmak istedim.
